tek olan - Türkçe İngilizce Sözlük

tek olan

"tek olan" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 1 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
tek olan the only one i.
Do you think it is the only one?
Tek olduğunu mu düşünüyorsun?

More Sentences

"tek olan" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
başında tek bir hükümdar olan devlet veya ülke monarchy i.
ön tarafından iki arka taraftan tek katlı olan bina saltbox i.
kral yönetimde olmaksızın tek başına egemen olan kraliçe queen regnant i.
tek bir merkez noktanın etrafında olan büyüme unicentral development i.
tek bir orta noktanın etrafında olan gelişim unicentral development i.
tek çocuğu olan kadın unipara i.
tek ayağı olan kimse uniped i.
tek bacağı olan kimse uniped i.
tek başına olan şey untogether i.
tek tarafı dik olan sekili geniş yamaç mesa i.
tek sırada olan şey odd i.
tek sayıda olan şey odd i.
tek sayıda olan kimse odd i.
tek sırada olan kimse odd i.
tek ilgi alanı olan erkek fanboy i.
tek bir ilgi alanı olan kadın fangirl i.
tek tük olan şey fewer i.
tek tük olan şey few i.
genellikle kiralık olan tek atlı araba fly [uk] i.
genellikle kiralık olan tek atlı arabayı süren kimse flyman [uk] i.
tek seferlik büyük kar peşinde olan kimse sharpshooter i.
tek meclisi olan parlamento unicameral s.
tek yumurtadan olan enzygotic s.
tek amacı olan single-minded s.
tek gayesi olan single-minded s.
tek bir gayesi olan single-minded s.
tek bir amacı olan single-minded s.
tek nedene bağlı olan monocausal s.
tek gözde olan uniocular s.
tek bir ismi olan uninominal s.
tek bir tanımlayıcı ifadesi olan uninominal s.
tek bir orta noktanın etrafında olan (büyüme/gelişme) unicentral s.
tek yüzü olan unifacial s.
tek ayağı olan uniped s.
tek bacağı olan uniped s.
tek ebeveyni ortak olan half s.
tek ve çift sayıda farklı cinsiyetleri olan heterogeneous s.
tek eksenli olan monaxial s.
sadece tek kapasitesi olan monodynamic s.
baskın olan tek bir temaya sahip monothematic s.
günlük tek bir aktivite dönemi olan (hayvan) monophasic s.
tek veya iki gözünde şaşılık olan gleed [scotland] s.
tek seferde eksiksiz olan one-shot s.
belirli bir türün tek bireyi olan one s.
tek eleman olan one s.
tek üye olan one s.
tek bir olayla sınırlı olan one-shot s.
yalnızca tek seferlik mevcut olan one-shot s.
türündekilere kıyasla tek olan one s.
tek seferle sınırlı olan one-shot s.
tek bir olayla sınırlı olan one-shot s.
trafiğinin akışı tek yönlü olan one-way s.
tek seferde eksiksiz olan one-shot s.
tek gözü olan one-eyed s.
tek seferle sınırlı olan one-shot s.
yalnızca tek seferlik mevcut olan one-shot s.
tek tarafı keskin olan one-edged s.
tek çocuk olan only s.
(bir ilişkide) libidosu tek taraflı yüksek olan imparlibidinous s.
(bıçak) tek tarafı sivri olan dosel s.
(bıçak) tek tarafı sivri olan dorsal s.
çift kabuklu canlıların tek kabuğunun biçiminde olan conchiform s.
çift kabuklu canlıların tek kabuğunun biçiminde olan conchate s.
tek çıkar yol olan do-or-die s.
tek seçenek olan do-or-die s.
bütünün tek tek parçalarının toplamından daha fazlası olan karmaşık bir yapıyı oluşturan organic s.
elde tek olan kağıt (briç) singleton i.
Atasözü
körler ülkesinde tek gözü olan adam kral olur in the country of the blind, the one-eyed man is king
Konuşma Dili
tek başına iki tane avantaja sahip olan kimse twofer i.
tek başına iki tane avantaja sahip olan şey twofer i.
yalnızca tek bir kelimenin parçası olan (bulmaca karesi) unchecked s.
zaten (birinin) ihtiyacı olan tek şey (bir şeydi) (something) is all (one) needs expr.
zaten (birinin) ihtiyacı olan tek şey (bir şeydi) (something) is just what (one) needs expr.
Deyim
tek bir marifeti olan one-trick pony [us] i.
tek bir marifeti olan one-trick horse [us] i.
tek bir marifeti/becerisi olan kimse, grup, şey one-trick horse [us] i.
tek bir alanda uzman/başarılı olan kimse, grup, şey one-trick horse [us] i.
tek bir alanda uzman/başarılı olan kimse, grup, şey a one-trick pony [us] i.
tek bir marifeti/becerisi olan kimse, grup, şey a one-trick pony [us] i.
Konuşma
önemli olan tek şey the only thing that matters expr.
önemli olan tek şey the only thing that counts expr.
çocuk üzerinde sorumluluğu olan tek kişi anne değildir the mother isn't the only one who's responsible for the child expr.
başı dertte olan tek sen değilsin you're not the only one who's in trouble expr.
tek önemli olan şey bu that's all that matters expr.
önemli olan tek şey bu that's all that matters expr.
tek ihtiyacın olan bu that's all you need expr.
benim için tek önemli olan sensin you're all that matters to me expr.
ihtiyacımız olan tek şey sevgi all we need is love expr.
tek ihtiyacımız olan şey aile all we need is family expr.
tek ihtiyacım olan şey zaman all I need is time expr.
ihtiyacım olan tek şey bu this is all I need expr.
Ticaret/Ekonomi
envantere konu olan ürünlerin tek tek kontrol edilmesi unit control i.
genellikle tek sahibi olan ve yasal olarak tescillenmemiş işletme unincorporated business i.
Hukuk
(yasal bir sözleşme şartı) tamamen tek bir tarafın kontrolünde olan potestative s.
tek tarafın çıkarına olan ex parte zf.
Teknik
dişli grubu ve üretici bölümü tek bir komponent içinde olan ve uçak motorundan aldığı dönüyle elektrik üreten jeneratör integrated drive generator i.
tek girişli enerjileme büyüklüğü olan ölçme rölesi single input energizing quantity measuring relay i.
odunu yarmak için kullanılan balyoz benzeri, tek kenarı kama biçiminde olan bir alet mall i.
tek tarafı kör olan bir çeşit uzun saplı balta common ax i.
tek tarafı kör olan bir çeşit uzun saplı balta common axe i.
tek tarafı kör olan bir çeşit uzun saplı balta dayton axe i.
tek tarafı kör olan bir çeşit uzun saplı balta dayton ax i.
tek bir sivri ucu olan (diş) unicuspid s.
tek bir değişkeni olan univariate s.
Bilgisayar
tek kaynaktan mümkün olan tüm hedeflere yapılan yayın broadcast message i.
Mekanik
jantı, tekerlek telleri ve merkezi tek parça halinde olan tekerlek webwheel i.
Tekstil
sentetik elyafın genellikle büyük olan tek ipliği monofil i.
Mimarlık
genellikle alçak tavanlı olan tek katlı dikdörtgen ev rancher i.
genellikle alçak tavanlı olan tek katlı ev ranch i.
genellikle alçak tavanlı olan tek katlı dikdörtgen ev ranch house i.
İnşaat
tek kişilik odaları olan taşınabilir bina donga [australia] i.
Mobilya
tek tarafta kolu olan fainting couch i.
eğimli sırtı, koltuk minderi, ince ve açık kolları ve kavisli ayakları olan tek kişilik bir koltuk cogswell chair i.
eğimli sırtı, koltuk minderi, ince ve açık kolları ve kavisli ayakları olan tek kişilik bir koltuk coxwell chair i.
eğimli sırtı, koltuk minderi, ince ve açık kolları ve kavisli ayakları olan tek kişilik bir koltuk cogswell i.
Trafik
birbirlerine zıt yönlerde olan tek yönlü iki sokak couplet i.
Havacılık
dişli grubu ve üretici bölümü tek bir komponent içinde olan ve uçak motorundan aldığı dönüyle elektr integrated drive generator i.
tek yüzeyli kanatları olan uçak parasol i.
Denizcilik
genellikle tek sıra silaha sahip olan bir savaş gemisi corvet i.
Medikal
insanlarda akut gastroenterite ve bazı hayvanlarda diğer hastalıklara neden olan tek zincirli rna virüsleri calicivirus i.
tek lobülü olan unilobular s.
tek lobcuğu olan unilobular s.
tek bir küçük lobu olan unilobular s.
tek bir tutunma yeri olan (antikor) univalent s.
tek bir tutunma yeri olan (antijen) univalent s.
Anatomi
tek sayıda (el, ayak) parmağı olan imparidigitate s.
toynakları tek parça olan solipedous s.
tek parça halinde toynağı olan (hayvan) solid-hoofed s.
Psikoloji
fareler ve diğer küçük hayvanlarla yapılan deneysel çalışmalarda kullanılan tek dallanma noktası olan basit bir labirent t-maze i.
Diş Hekimliği
tek bir sivri ucu olan diş unicuspid i.
Parazitbilim
kuşlar ve memelilerde hastalığa neden olan parazitik tek hücreli mikroskobik bir organizma cinsi toxoplasma i.
Optik
tek gözünde kırmızı-yeşil renk körlüğü olan kimse uniocular dichromat i.
tek tarafı cam diğer tarafı ayna olan one-way mirror i.
yansıyan ışınların tek noktada toplanmasıyla oluşmuş olan (eğri, yüzey vb.) catacaustic s.
Matematik
yalnızca tek bir argümenti olan monadal s.
Geometri
üzerindeki noktalar tek parametrenin fonksiyonu olan (eğri) unicursal s.
Fizik
uzay zamanın tek bir noktasında olan hadise event i.
tek bir ışını olan uniradiated s.
Kimya
oksijenin kükürt ile değiştirildiği karbamoil formu olan tek değerlikli radikal thiocarbamoyl i.
oksijenin kükürt ile değiştirildiği karbamoil formu olan tek değerlikli radikal thiocarbamyl i.
tek bir amino grubu olan salisilik asidin izomerik türevleri aminosalicylic acid i.
anizolü hidrit olan tek değerlikli bir radikal anisyl i.
bilinen tek türü olan bir bitki cinsi genus ricinus i.
bilinen tek türü olan bir bitki cinsi ricinus i.
molekül başına içerdiği iki oksijen atomu başka bir elementin tek atomuna bağlı olan oksit dioxide i.
halkasında tek bir bağı olan siklik hidrokarbon cycloolefin i.
bir temel atom ile değiştirilebilir tek bir hidrojen atomuna sahip olan monobasic s.
bir radikal ile değiştirilebilir tek bir hidrojen atomuna sahip olan monobasic s.
Biyoloji
tuzlu ve tatlı suda oluşabilen ve içme sularının kirlenmesine sebep olan tek hücreli mavimsi yeşil su yosunu schizophyceous i.
her iki ucu sivri olan tek aksonlu sünger spikülü tornote i.